Diyaliz Hastalarında Kalp Sağlığı: Riskler ve Korunma Yolları

Diyaliz hastalarında kalp hastalığı neden bu kadar sık?
Kalp hastalığı, diyaliz hastalarında en sık ölüm nedenidir [1][2]. Bunun nedeni, böbrek yetmezliğinin ve böbrek yetmezliğine yol açan hastalıkların kalbi ve damarları birden fazla yoldan etkilemesidir. Böbrek hastalığı ile kalp hastalığı aynı risk etkenlerini paylaşır: diyabet ve yüksek tansiyon hem böbrekleri hem kalbi yıpratır [2]. Böbrek yetmezliği geliştikten sonra ise vücutta biriken su, bozulan mineral dengesi ve kansızlık kalbe ek yük bindirir [1].
Bu tablo korkutucu görünebilir, ancak kalbi yoran etkenlerin pek çoğu kontrol edilebilir. Sıvı ve tuz dengesi, tansiyon, potasyum, fosfor ve kansızlık üzerinde siz ve ekibiniz birlikte çalıştığınızda kalbinizi korumak için önemli bir fark yaratabilirsiniz.

Kalbi yoran başlıca etkenler nelerdir?
Diyaliz hastalarında kalbi yoran etkenler hem geleneksel risk etkenlerini hem de böbrek yetmezliğine özgü sorunları kapsar. Ulusal Böbrek Vakfı; diyabet, yüksek tansiyon, kansızlık, mineral dengesizlikleri ve kalbe giden oksijenin azalmasını başlıca etkenler arasında sayar [1].
| Etken | Kalbe etkisi | Neler yapılabilir? |
|---|---|---|
| Sıvı yükü | Kalbin pompaladığı hacim artar; tansiyon yükselir, kalp kası kalınlaşır | Tuz ve sıvı kısıtlaması, doğru kuru ağırlık, yeterli seans süresi |
| Yüksek tansiyon | Kalp daha yüksek basınca karşı çalışır, damarlar yıpranır | Sıvı kontrolü, hekimin önerdiği tansiyon ilaçları |
| Yüksek potasyum | Kalp ritmini bozabilir, ani ritim bozukluklarına yol açabilir | Diyet, seansları atlamamak, gerekirse potasyum bağlayıcı ilaçlar |
| Kansızlık | Kalp, dokulara yeterli oksijen ulaştırmak için daha hızlı ve güçlü çalışır | Demir ve kan yapımını destekleyen tedaviler |
| Fosfor ve kalsiyum dengesizliği | Damarlarda ve kalp kapaklarında kireçlenme | Fosfor kısıtlaması, fosfor bağlayıcılar, PTH kontrolü |
| Diyabet | Damar sertliği ve koroner arter hastalığı | Kan şekeri kontrolü |
| Sigara | Damar sertliğini hızlandırır | Sigarayı bırakmak |
| Yüksek kolesterol | Damar tıkanıklığı riskini artırır | Beslenme, hekimin uygun gördüğü tedavi |
| Hareketsizlik | Kondisyon ve kas gücü azalır, kilo ve şeker kontrolü zorlaşır | Düzenli hafif egzersiz |
Sol ventrikül hipertrofisi nedir, neden önemlidir?
Sol ventrikül hipertrofisi (sol karıncık kasının kalınlaşması), kalbin ana pompalama odası olan sol karıncığın duvarının normalden kalın hâle gelmesidir. Diyaliz hastalarında çok sık görülür. Kalp kası, uzun süre yüksek basınca karşı çalıştığında ya da sürekli fazla hacim pompalamak zorunda kaldığında, tıpkı ağırlık kaldıran bir kol kası gibi kalınlaşır. Ancak kalp için bu kalınlaşma bir güç değil, bir yorgunluk işaretidir: kalınlaşan kas sertleşir, gevşeme yeteneği azalır ve zamanla kalp yetmezliği ile ritim bozukluklarına zemin hazırlar.
Diyaliz hastalarında sol ventrikül hipertrofisinin başlıca nedenleri şunlardır:
- Uzun süre kontrol edilemeyen yüksek tansiyon
- Seanslar arasında tekrarlayan aşırı sıvı yükü
- Kansızlık nedeniyle kalbin daha hızlı ve güçlü çalışması
- Fistülün kalbe dönen kan miktarını bir miktar artırması
- Damar sertliği ve kireçlenme
Sol ventrikül hipertrofisi en iyi kalbin ultrasonu olan ekokardiyografi ile gösterilir. Bazı durumlarda EKG’de de ipuçları görülebilir. İyi haber şu ki, tuz ve sıvı kontrolü, tansiyonun dengelenmesi ve kansızlığın tedavisi kalp kasının daha fazla kalınlaşmasını önlemeye yardımcı olur; bazı kişilerde kalınlaşma bir ölçüde gerileyebilir.

Potasyum kalbi nasıl etkiler?
Potasyum, kalbin elektrik sisteminin düzenli çalışması için gerekli bir mineraldir; ancak kanda fazla olduğunda kalbin ritmini bozabilir ve bu durum hayati tehlike yaratabilir [3]. Sağlıklı böbrekler fazla potasyumu idrarla atar. Böbrek yetmezliğinde potasyum seanslar arasında kanda birikir ve en yüksek düzeyine özellikle hafta sonundaki iki günlük aranın sonunda ulaşır. Ulusal Böbrek Vakfı, yüksek potasyumun (hiperkalemi) kalbin düzenli ritmini sürdürme yeteneğini etkilediğini belirtir [2].
Yüksek potasyum çoğu zaman belirti vermez. Belirti olduğunda kas güçsüzlüğü, uyuşma, karıncalanma ve bulantı görülebilir; ani ve çok yüksek potasyumda çarpıntı, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve kusma ortaya çıkabilir [3]. Bu nedenle düzenli kan tahlilleri çok önemlidir.
Potasyumu kontrol etmek için neler yapılabilir?
- Seansları atlamayın ve kısaltmayın: Potasyumun büyük kısmı diyalizle uzaklaştırılır.
- Potasyumu yüksek besinleri sınırlayın: Kuru kayısı, kuru üzüm, hurma, pekmez, muz, portakal, domates ve salçası, patates, kuru fasulye, nohut ve mercimek gibi besinler potasyumdan zengindir. Kişisel sınırlarınızı diyaliz ekibiniz ve diyetisyeniniz belirler.
- Haşlama yöntemini kullanın: Patates ve bazı sebzeleri küçük doğrayıp bol suda haşlayıp suyunu dökmek, potasyum içeriğini bir miktar azaltır.
- Tuz yerine geçen ürünlerden kaçının: Bu ürünlerin çoğu potasyum içerir.
- İlaçlarınızı ekibinize bildirin: Bazı tansiyon ilaçları ve ağrı kesiciler potasyumu yükseltebilir.
- Gerekirse ilaç: Potasyumu bağırsakta bağlayan ilaçlar kullanılabilir; doz ve kullanım hekiminizce belirlenir [3].
Meyve ve sebzelerin lif ve diğer besin öğeleri açısından değerli olduğunu unutmayın [3]. Amaç tamamen kesmek değil, diyetisyeninizin önerdiği miktar ve türlerle dengeli tüketmektir.
Sıvı yükü kalbi nasıl yorar?
Seanslar arasında vücutta biriken fazla su, damar içindeki kan hacmini artırır ve kalbin her atımda daha fazla kan pompalamasını gerektirir. Bu ek yük tansiyonu yükseltir ve zamanla kalp kasının kalınlaşmasına ve kalp yetmezliğine katkıda bulunur. Ulusal Böbrek Vakfı, kalp yetmezliğinin ayak bilekleri, ayaklar, bacaklar, karın ve boyunda şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebileceğini belirtir [2].
Fazla sıvı aynı zamanda seans sırasında hızlı su çekilmesini gerektirir. Bu da tansiyonun düşmesine ve kalbe giden kan akımının geçici olarak azalmasına yol açabilir. Yani hem fazla sıvı hem de bu sıvının hızla çekilmesi kalbi yorar. Bu kısır döngüyü kırmanın en etkili yolu, seanslar arası kilo artışını kuru ağırlığın %2–3’ü civarında tutmaktır. Tuzu azaltmak, susuzluğu ve dolayısıyla sıvı alımını azaltır.
Kalbinizi korumak için neler yapabilirsiniz?
Ulusal Böbrek Vakfı, diyaliz hastalarının kalp sağlığı için kalp dostu beslenme, düzenli fiziksel aktivite, tansiyon ve kolesterol kontrolü, kalsiyum ve fosfor dengesi, diyabeti olanlarda kan şekeri kontrolü, kansızlığın tedavisi, sigarayı bırakma, stres yönetimi ve sağlıklı kilonun korunmasını önerir [1]. Bu önerileri günlük hayata şöyle uyarlayabilirsiniz:
- Tuzu azaltın: Sofraya tuzluk koymayın; turşu, salamura zeytin, sucuk, salam, hazır çorba ve cipsi sınırlayın. Lezzet için limon, sirke, nane, kekik ve pul biber kullanın.
- Sıvı hakkınıza uyun: Çay, ayran ve çorba da sıvıya dahildir.
- Kalp dostu yağlar: Kızartma yerine haşlama, fırın ve ızgara yöntemlerini tercih edin. Zeytinyağını ölçülü kullanın.
- Hareket edin: Diyaliz olmayan günlerde yürüyüş, hafif esneme ve denge egzersizleri kalbi ve kasları güçlendirir. Başlamadan önce hekiminize danışın.
- Sigarayı bırakın: Sigara bırakma desteği için aile hekiminize ya da ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı’na başvurabilirsiniz.
- İlaçlarınızı düzenli kullanın: Tansiyon, kolesterol, fosfor bağlayıcı ve kansızlık ilaçlarınızı hekiminizin önerdiği şekilde alın. Doz ve kullanım hekiminizce belirlenir.
- Stresi yönetin: Uyku düzeni, sosyal destek ve gerekirse psikolojik destek kalp sağlığına da katkı sağlar.
- Seanslarınızı tam yapın: Yeterli diyaliz, sıvı ve potasyum kontrolünün temelidir.
Diyaliz hastalarında kalp kontrolleri nasıl yapılır?
Diyaliz hastalarında kalp sorunları çoğu zaman sessiz ilerleyebildiği için düzenli kontroller önemlidir. Ulusal Böbrek Vakfı, diyalize başlarken EKG ve ekokardiyografi ile kalbin değerlendirilmesini, EKG’nin her yıl tekrarlanmasını önerir; kişinin durumuna göre efor ekokardiyografisi ya da anjiyografi gibi ek tetkikler de gerekebilir [1].
- EKG (elektrokardiyografi): Kalp ritmini ve kalp kasına ait bazı bulguları gösterir. Ağrısızdır, birkaç dakika sürer.
- Ekokardiyografi: Kalbin ultrasonudur. Kalp kasının kalınlığını, pompalama gücünü ve kalp kapaklarını gösterir.
- Ek tetkikler: Göğüs ağrısı ya da şüpheli bulgular varsa efor testleri, görüntüleme yöntemleri veya anjiyografi gerekebilir.
- Kan tahlilleri: Potasyum, kalsiyum, fosfor, PTH, hemoglobin ve kolesterol değerleri düzenli izlenir.
Kalp hastalığının tedavisi; ilaçlar, yaşam tarzı değişiklikleri, gerekirse balon anjiyoplasti ya da baypas ameliyatı gibi yöntemleri kapsar ve diyaliz hastalarının özel ihtiyaçlarına göre uyarlanır [1]. KDIGO’nun kronik böbrek hastalığında tansiyon, kalp yetmezliği ve lipid yönetimine ilişkin kılavuzları, bu tedavilerin böbrek hastalarına göre planlanmasında hekimlere yol gösterir [4].
Kalp ilaçları diyaliz hastalarında nasıl kullanılır?
Diyaliz hastalarında kalp ilaçları, böbrek yetmezliği olmayan kişilerdekinden farklı planlanır; çünkü bazı ilaçlar vücutta birikebilir, bazıları diyalizle uzaklaştırılır, bazıları da potasyumu yükseltebilir. Bu nedenle nefroloğunuz ve kardiyoloğunuzun birlikte çalışması önemlidir. Kalp ve tansiyon ilaçlarınızın hangi saatte alınacağı, diyaliz günlerinde değişip değişmeyeceği ve dozları hekiminizce belirlenir.
Kan sulandırıcı ilaçlar kullanıyorsanız, diyaliz sırasında da pıhtılaşmayı önlemek için ilaç verildiğini unutmayın; ekibinizin bu ilaçlardan haberdar olması kanama riskinin doğru değerlendirilmesi için gereklidir. Başka bir hekimden yeni bir ilaç reçete edildiğinde diyaliz hastası olduğunuzu mutlaka belirtin ve reçeteyi bir sonraki seansta diyaliz ekibinize gösterin. Bitkisel ürünler ve takviyeler de potasyum içerebilir ya da ilaçlarla etkileşebilir; bunları da kullanmadan önce ekibinize danışın.
Diyaliz hastalarında kalp sorunlarının belirtileri farklı mı?
Evet, diyaliz hastalarında kalp sorunları her zaman tipik belirtilerle ortaya çıkmayabilir. Özellikle diyabeti olanlarda kalp krizi, belirgin göğüs ağrısı olmadan yalnızca nefes darlığı, aşırı yorgunluk, bulantı ya da terleme ile kendini gösterebilir. Seans sırasında açıklanamayan tansiyon düşmeleri ya da sık tekrarlayan ritim düzensizlikleri de altta yatan bir kalp sorununa işaret edebilir. Bu nedenle size alışılmadık gelen her yeni belirtiyi ekibinize söylemeniz önemlidir.
Ne zaman acil yardım almalısınız?
Aşağıdaki belirtilerden herhangi biri ortaya çıkarsa beklemeden 112’yi arayın:
- Göğüs ağrısı, göğüste baskı, sıkışma ya da yanma hissi; özellikle kola, çeneye veya sırta yayılıyorsa
- Ani başlayan ya da dinlenirken de devam eden nefes darlığı; yatınca artan öksürük ve köpüklü balgam
- Çarpıntı, çok hızlı ya da düzensiz kalp atışı
- Kaslarda belirgin güçsüzlük, kol ve bacaklarda uyuşma (yüksek potasyum belirtisi olabilir)
- Bayılma, bilinç bulanıklığı
- Yüzde kayma, konuşma bozukluğu, bir kolda ya da bacakta güç kaybı (inme belirtileri)
Seanslar arasında belirgin kilo artışı, hızla artan bacak şişliği, merdiven çıkarken yeni başlayan nefes darlığı ve seans sırasında sık tekrarlayan tansiyon düşmeleri gibi durumlarda da aynı gün diyaliz ekibinize başvurun.
Sık sorulan sorular
Diyaliz hastaları neden kalp hastalığına yatkındır?
Diyabet ve yüksek tansiyon gibi ortak risk etkenleri, seanslar arasında biriken sıvı, kansızlık ve fosfor-kalsiyum dengesizliği kalbi birlikte yorar. Bu etkenlerin çoğu kontrol edilebildiği için düzenli takip ve yaşam tarzı değişiklikleri riski azaltır.
Diyaliz hastası olarak egzersiz yapabilir miyim?
Çoğu diyaliz hastası için düzenli ve hafif egzersiz güvenlidir ve kalp sağlığına katkı sağlar. Yürüyüş, hafif esneme ve denge egzersizleri iyi başlangıçlardır. Programınızı hekiminizle birlikte planlayın ve kısa sürelerle başlayın.
Potasyum yüksekliği her zaman belirti verir mi?
Hayır. Yüksek potasyum çoğu zaman belirti vermez ve ancak kan tahliliyle anlaşılır. Bu yüzden düzenli tahliller ve diyete uyum önemlidir. Kas güçsüzlüğü veya çarpıntı gibi belirtiler olursa hemen yardım alın.
Kalp ilaçlarım diyaliz günlerinde değişir mi?
Bazı kalp ve tansiyon ilaçlarının diyaliz günleri farklı saatlerde alınması gerekebilir; bazı ilaçlar diyalizle uzaklaştırılır. Bu düzenlemeyi nefroloğunuz ve kardiyoloğunuz birlikte yapar; kendi başınıza değişiklik yapmayın.
Ne sıklıkla kalp kontrolü yaptırmalıyım?
Genel öneri, diyalize başlarken EKG ve ekokardiyografi yapılması ve EKG'nin yılda bir tekrarlanmasıdır. Belirtileriniz ya da risk durumunuza göre hekiminiz daha sık ya da ek tetkikler isteyebilir.
Kaynaklar
Bu sayfa genel bilgi verir, tanı ve tedavi yerine geçmez. İlaç, diyet ve sıvı sınırlarınızı diyaliz ekibiniz belirler. İçeriklerimizi nasıl hazırladığımızı okuyun.


