Yaşam Diyaliz Böbrek ve diyaliz rehberi
Böbrek Hastalıkları

Böbrek Hastalığında Kemik ve Mineral Dengesi: Fosfor ve PTH

Böbrek Hastalığında Kemik ve Mineral Dengesi: Fosfor ve PTH

Böbrekler yalnızca kanı süzmekle kalmaz; fosfor ve kalsiyum dengesini korur, D vitaminini etkin hale getirir ve böylece kemik sağlığını dolaylı olarak yönetir. Böbrek işlevi azaldıkça bu dengenin bozulmasına KBH-MKD (kronik böbrek hastalığı – mineral ve kemik bozukluğu) denir. Bu tablo erken dönemde çoğu zaman belirti vermez; ama yıllar içinde kemik ağrısı, kırık, kaşıntı ve en önemlisi damarlarda kireçlenme ile kalp sağlığını etkileyebilir. İyi haber, düzenli tahlil, doğru beslenme ve ilaçlarla bu sürecin büyük ölçüde yavaşlatılabilmesidir.

KBH-MKD nedir?

KBH-MKD, kronik böbrek hastalığında fosfor, kalsiyum, paratiroid hormonu ve D vitamini dengesinin bozulmasıyla ortaya çıkan; kanda değer değişiklikleri, kemik yapısında bozulma ve damar ile yumuşak dokularda kireçlenme olmak üzere üç bileşeni olan bir durumdur [1]. Eski adı “renal osteodistrofi” idi; bugün bu terim yalnızca kemik dokusundaki değişiklikler için kullanılır.

Bu üç bileşen birbirine bağlıdır. Kanda fosfor yükseldiğinde vücut bunu dengelemeye çalışır, bu çaba kemikten kalsiyum çekilmesine ve damar duvarlarında kalsiyum-fosfat birikimine yol açabilir.

Böbrek Hastalığında Kemik ve Mineral Dengesi: Fosfor ve PTH – görsel 1

Böbrek hastalığında fosfor ve kalsiyum dengesi nasıl bozulur?

Dengenin bozulması, böbreklerin fazla fosforu idrarla atamaması ve D vitaminini etkin forma çevirememesiyle başlar [2]. Ardından bir zincirleme süreç gelişir:

  1. Böbrek işlevi azaldıkça fosfor atılımı zorlaşır; vücut bunu telafi etmek için FGF-23 (kemikten salınan, böbreğe fosfor attıran hormon) üretimini artırır.
  2. FGF-23 artışı ve böbrek dokusunun azalması, D vitamininin etkin formu olan kalsitriol yapımını düşürür.
  3. Kalsitriol azalınca bağırsaktan kalsiyum emilimi azalır, kandaki kalsiyum düşme eğilimine girer.
  4. Düşük kalsiyum, yüksek fosfor ve düşük kalsitriol, boyundaki paratiroid bezlerini uyarır; paratiroid hormonu (PTH) yükselir. Buna sekonder hiperparatiroidi denir.
  5. Yüksek PTH, kandaki kalsiyumu dengelemek için kemikten kalsiyum ve fosfor çeker; kemik zayıflar.

Bu süreç çoğu zaman eGFR 60’ın altına inmeden önce başlar ve ilk yıllarda yalnızca tahlillerde fark edilir. Bu nedenle kontrolleri belirti beklemeden yaptırmak önemlidir.

Hangi tahliller ne sıklıkla yapılmalı?

KDIGO kılavuzu, kalsiyum, fosfor, PTH ve alkalen fosfataz takibine evre 3a’dan, yani eGFR 60’ın altına inildiğinde başlanmasını önerir; evre ilerledikçe kontrol sıklığı artar [1]. Aşağıdaki tablo genel bir çerçevedir; sizin kontrol planınızı nefroloji hekiminiz belirler.

Evre Kalsiyum ve fosfor PTH Alkalen fosfataz
Evre 3a–3b (eGFR 30–59) 6–12 ayda bir Başlangıç değerine ve seyre göre Gerektiğinde
Evre 4 (eGFR 15–29) 3–6 ayda bir 6–12 ayda bir Yılda bir ya da PTH yüksekse daha sık
Evre 5 ve diyaliz 1–3 ayda bir 3–6 ayda bir Yılda bir ya da PTH yüksekse daha sık

25-hidroksi D vitamini düzeyi de ölçülebilir; tekrar sıklığı başlangıç değerine ve verilen tedaviye göre belirlenir. Tedavi kararları tek bir sonuca göre değil, değerlerin birkaç ölçümdeki gidişatına göre verilir. Bu yüzden sonuçlarınızı kaydetmek ve önceki değerlerle karşılaştırmak işinizi kolaylaştırır.

Böbrek Hastalığında Kemik ve Mineral Dengesi: Fosfor ve PTH – görsel 2

Fosfor, kalsiyum ve PTH kaç olmalı?

Güncel yaklaşımda yüksek fosforun normal aralığa doğru indirilmesi, kalsiyumun yükselmesinden kaçınılması ve PTH’nin aşırı uçlara gitmesinin önlenmesi hedeflenir [1]. Laboratuvarlar arasında referans aralıkları biraz farklılık gösterebilir; sonuç kâğıdınızda yazan aralığı esas alın.

Değer Erişkinde yaklaşık referans aralığı KBH’de genel yaklaşım
Fosfor 2,5–4,5 mg/dL Yüksekse normale doğru indirilmesi
Kalsiyum (düzeltilmiş) 8,5–10,2 mg/dL Yüksek kalsiyumdan kaçınılması
PTH (diyaliz hastası) Laboratuvar üst sınırı kişiye göre değişir Üst sınırın yaklaşık 2–9 katı arasında tutulması
25-OH D vitamini Laboratuvara göre değişir Eksiklik varsa genel toplumdaki gibi tamamlanması

Diyaliz öncesi evrelerde PTH için kesin bir hedef sayı yoktur; değerin sürekli yükselip yükselmediğine bakılır. Diyaliz hastalarında ise PTH’nin çok düşük olması da istenmez, çünkü kemik dönüşümünü aşırı yavaşlatıp “adinamik kemik hastalığı” denen ve kırık riskini artıran bir duruma yol açabilir.

Kemik ve mineral bozukluğunun belirtileri nelerdir?

KBH-MKD erken evrelerde genellikle belirti vermez; şikâyetler çoğunlukla ileri evrelerde ve yıllar içinde ortaya çıkar [2]. Fark edilebilecek belirtiler şunlardır:

  • Kemik ve eklem ağrısı, özellikle sırt, kalça ve bacaklarda
  • Kas güçsüzlüğü ve merdiven çıkmakta zorlanma
  • Küçük düşmelerle ya da kendiliğinden gelişen kırıklar
  • Geçmeyen kaşıntı; yüksek fosfor ve PTH kaşıntıya katkıda bulunabilir
  • Gözlerde kızarıklık ve batma (göz zarında kalsiyum birikmesi)
  • Kalsiyum düşükse ağız çevresinde ve parmaklarda karıncalanma, kas krampları

Belirtilerin geç ortaya çıkması, tahlillerin neden düzenli yapıldığını açıklar. Kaşıntı ve kemik ağrısı başladığında dengenin bozulması uzun süredir devam ediyor olabilir.

Damar kireçlenmesi neden önemlidir?

Damar kireçlenmesi, böbrek hastalarında kalp krizi, inme ve kalp kapak hastalıkları riskini artıran en önemli KBH-MKD sonucudur [1]. Kanda fosfor ve kalsiyum fazla olduğunda bu mineraller damar duvarına ve kalp kapaklarına çöker; damarlar sertleşir ve esnekliğini kaybeder.

Kireçlenme röntgende ya da ekokardiyografide görülebilir. Bunun saptanması, hekiminizin fosfor bağlayıcı seçimini ve D vitamini tedavisini daha dikkatli planlamasına yardımcı olur. Bu nedenle kılavuzlar, kireçlenmesi olan hastalarda kalsiyum yükünü artırabilecek tedavilerin sınırlandırılmasını önerir.

Çok nadir ama ciddi bir tablo olan kalsifilaksi (deri altındaki küçük damarların kireçlenmesi), genellikle diyaliz hastalarında bacak ve karın derisinde çok ağrılı, morumsu lekeler ve iyileşmeyen yaralar şeklinde görülür. Böyle bir değişiklik fark ederseniz zaman kaybetmeden ekibinize gösterin.

Fosfor beslenmeyle nasıl kontrol edilir?

Fosfor kontrolünün ilk adımı beslenmedir ve en etkili değişiklik, katkı maddesi olarak eklenen fosfordan uzak durmaktır [2]. Gıdalardaki fosfor emilim açısından üç gruba ayrılabilir:

Fosfor kaynağı Örnekler Emilim
Katkı maddesi (inorganik) fosfor Kola, işlenmiş et (salam, sucuk, sosis), eritme peynir, hazır gıdalar, bazı hamur kabartıcılar Çok yüksek; büyük bölümü emilir
Hayvansal kaynaklı fosfor Et, tavuk, balık, yumurta, süt, yoğurt, peynir Orta düzeyde
Bitkisel kaynaklı fosfor Kuru baklagiller, tam tahıllar, kuruyemiş, tahin Daha düşük; bir kısmı fitat bağlı olduğu için daha az emilir

Uygulamada işe yarayan bazı alışkanlıklar şunlardır:

  • Paketli ürünlerin içindekiler listesinde “fosfat”, “fosforik asit” ve E338–E452 aralığındaki katkı kodlarını kontrol etmek
  • Kola türü içecekler yerine su, ayran ya da hekiminizin uygun gördüğü içecekleri tercih etmek; ayranın da süt ürünü olduğunu ve miktarının sınırlanması gerektiğini unutmamak
  • Sucuk, salam ve hazır köfte yerine evde hazırlanan et ve tavuğu seçmek
  • Kaşar ve eritme peynir yerine diyetisyeninizin önerdiği miktarda daha az fosforlu peynir türlerini kullanmak
  • Kuruyemiş ve tahini ölçülü tüketmek

Diyaliz hastalarında protein ihtiyacı yüksek olduğu için fosforu kısmak adına protein kesmek doğru değildir; amaç kaliteli proteini korurken gereksiz fosforu azaltmaktır. Kişiye göre sınırları diyaliz ekibiniz ve diyetisyeniniz belirler.

Fosfor bağlayıcılar ve diğer ilaçlar nasıl kullanılır?

Fosfor bağlayıcı ilaçlar, yemeklerle birlikte alındığında gıdadaki fosforu bağırsakta tutar ve dışkıyla atılmasını sağlar; bu yüzden aç karnına değil, öğünle birlikte alındıklarında etkilidir [1]. Kalsiyum içeren ve kalsiyum içermeyen türleri vardır. Kalsiyum yükünü artırma riski nedeniyle, kalsiyum içeren bağlayıcıların kullanımı kılavuzlarda sınırlandırılmıştır. Hangi bağlayıcının, hangi öğünle ve ne kadar alınacağı kişiye özeldir; doz ve kullanım hekiminizce belirlenir.

D vitamini ve aktif D vitamini

Kanda 25-OH D vitamini düşükse, genel toplumda olduğu gibi tamamlanması önerilebilir. Bundan farklı olarak kalsitriol gibi aktif D vitamini ilaçları, yüksek PTH’yi düşürmek için ileri evrelerde ve diyaliz hastalarında kullanılır; kalsiyum ve fosforu yükseltebildikleri için yakın takip gerektirirler. Eczaneden kendi başınıza yüksek dozlu D vitamini almamanız gerekir.

Kalsimimetik ilaçlar ve paratiroid ameliyatı

Kalsimimetikler (paratiroid bezini kalsiyum varmış gibi “kandırarak” PTH salgısını azaltan ilaçlar) diyaliz hastalarında yüksek PTH için kullanılabilir. Bulantı ve kalsiyum düşmesi en sık yan etkileridir. İlaç tedavisine rağmen PTH çok yüksek kalırsa paratiroidektomi (paratiroid bezlerinin cerrahi olarak alınması) seçeneği konuşulabilir.

Kemik sağlığını korumak için neler yapabilirsiniz?

Kemik sağlığını korumak için ilaçlarınızı düzenli almak, diyaliz seanslarını eksiksiz tamamlamak ve hareketli kalmak en somut adımlardır.

  1. Fosfor bağlayıcınızı her ana öğünde ve fosfor içeren ara öğünlerde yanınızda bulundurun; dışarıda yemek yerken unutmamak için küçük bir kutu taşıyın.
  2. Diyaliz sürenizi kısaltmayın; seans süresi fosfor temizliğini doğrudan etkiler.
  3. Hekiminizin onayıyla yürüyüş ve hafif direnç egzersizleri yapın; kas gücü düşmeleri önler.
  4. Evde halı kenarları, kablolar ve kaygan zeminler gibi düşme risklerini azaltın; banyoya tutunma barı takılması faydalı olabilir.
  5. Sigara içiyorsanız bırakmak için destek alın; sigara hem kemik hem damar sağlığını olumsuz etkiler.
  6. Kalsiyum, D vitamini ya da bitkisel destek almadan önce mutlaka hekiminize danışın.

Kemik yoğunluğu ölçümü (DEXA), kırık riski olan böbrek hastalarında tedavi kararlarını yönlendirmek için istenebilir. Osteoporoz ilaçlarının bir kısmı ileri böbrek hastalığında farklı şekilde kullanılır; bu kararı nefroloji hekiminiz verir.

Tahlil sonuçlarınızı nasıl yorumlayabilirsiniz?

Tahlil sonuçlarını yorumlarken tek bir değere değil, fosfor, kalsiyum ve PTH’nin birlikte ve zaman içindeki değişimine bakmak gerekir. Aşağıdaki örnekler yaygın görülen tabloları anlamanıza yardımcı olur; tedavi kararının yerine geçmez.

  • Fosfor yüksek, kalsiyum normal, PTH yükseliyor: Böbrek hastalığında en sık görülen tablodur. Genellikle önce beslenmedeki fosfor kaynakları gözden geçirilir, gerekirse fosfor bağlayıcı başlanır ya da düzenlenir.
  • Fosfor normal, kalsiyum yüksek: Kalsiyum içeren bağlayıcılar, aktif D vitamini ya da yüksek doz takviyeler sorumlu olabilir. Hekiminiz bu ilaçları azaltabilir veya değiştirebilir.
  • Kalsiyum düşük, PTH çok yüksek: D vitamini eksikliği ve ilerlemiş hiperparatiroidi açısından değerlendirilir; kalsimimetik kullananlarda ilacın etkisi de göz önüne alınır.
  • PTH çok düşük, alkalen fosfataz düşük: Kemik dönüşümünün yavaşladığını düşündürebilir; PTH’yi baskılayan tedaviler gözden geçirilir.

Tahlilin diyaliz seansından önce mi sonra mı alındığı, son öğünle arasındaki süre ve laboratuvar farkları da sonuçları etkileyebilir. Bu nedenle bir değerin bir kez yüksek ya da düşük çıkması tek başına endişe nedeni değildir. Sonuçlarınızı bir tabloya not etmek, örneğin her ayın fosfor, kalsiyum ve PTH değerini yan yana yazmak, hekiminizle konuşurken neyin değiştiğini görmenizi kolaylaştırır. Kontrol sırasında “Fosforum son üç ayda neden yükseldi?”, “Bağlayıcımın türü veya saati değişmeli mi?” gibi somut sorular sormak tedavinin size göre ayarlanmasına katkı sağlar.

Ne zaman acilen sağlık ekibine başvurmalısınız?

Kalsiyumun hızla düşmesi ya da yükselmesi ve kırıklar acil değerlendirme gerektirebilir. Aşağıdaki durumlardan biri varsa diyaliz ekibinizi hemen arayın ya da 112’ye başvurun:

  • Ağız çevresinde ve parmaklarda belirgin karıncalanma ile birlikte kas kasılmaları veya nöbet
  • Aşırı susuzluk, bulantı, kafa karışıklığı ve kabızlıkla birlikte belirgin halsizlik (yüksek kalsiyum belirtisi olabilir)
  • Düşme sonrası kalçada ağrı ve ayağa basamama
  • Deride hızla büyüyen, çok ağrılı, morumsu lekeler veya yaralar
  • Çarpıntı, bayılma ya da göğüs ağrısı

Fosfor, kalsiyum ve PTH dengesi bir günde bozulmaz, bir günde de düzelmez. Düzenli tahliller, bilinçli beslenme ve ilaçlara uyum, kemiklerinizi ve damarlarınızı yıllar boyunca korumanın en güvenilir yoludur.

Sık sorulan sorular

Fosforum yüksek, süt ve yoğurdu tamamen bırakmalı mıyım?

Genellikle tamamen bırakmak gerekmez; miktarı sınırlamak yeterli olabilir. Süt ürünleri hem fosfor hem kaliteli protein içerir, bu yüzden günlük miktarı diyetisyeninizle birlikte belirlemeniz en doğrusudur.

Fosfor bağlayıcıyı yemekten sonra hatırlarsam alabilir miyim?

Fosfor bağlayıcılar yemekle birlikte alındığında etkilidir; öğünden uzun süre sonra alınması fayda sağlamayabilir. Unuttuğunuz durumlarda ne yapmanız gerektiğini önceden hekiminize veya eczacınıza sorun.

Eczaneden D vitamini damlası alıp kullanabilir miyim?

Böbrek hastalığında D vitamini ihtiyacı ve türü tahlillere göre belirlenir. Aktif D vitamini ilaçları ile eczanede satılan takviyeler farklıdır ve kontrolsüz kullanım kalsiyumu yükseltebilir; başlamadan önce hekiminize danışın.

PTH yüksekliği neden kaşıntı yapar?

Kaşıntının nedeni tam olarak tek bir faktöre bağlı değildir. Yüksek fosfor, yüksek PTH, yetersiz diyaliz ve kuru cilt birlikte rol oynayabilir; bu değerlerin düzeltilmesi çoğu kişide kaşıntıyı azaltır.

Böbrek nakli olursam kemik sorunları düzelir mi?

Başarılı bir nakil sonrasında fosfor ve D vitamini dengesi büyük ölçüde düzelir. Ancak PTH yüksekliği bir süre devam edebilir ve nakil ilaçları kemiği etkileyebileceği için takip sürer.

Kaynaklar

  1. KDIGO – CKD-Mineral and Bone Disorder (CKD-MBD)kdigo.org
  2. NIDDK – Mineral & Bone Disorder in Chronic Kidney Diseasewww.niddk.nih.gov

Bu sayfa genel bilgi verir, tanı ve tedavi yerine geçmez. İlaç, diyet ve sıvı sınırlarınızı diyaliz ekibiniz belirler. İçeriklerimizi nasıl hazırladığımızı okuyun.

Bu sayfada hatalı ya da eskimiş bir bilgi mi gördünüz?

Kişisel sağlık bilgilerinizi ve tahlil sonuçlarınızı paylaşmayın. Bireysel tıbbi soruları yanıtlayamıyoruz; bunun için diyaliz ekibinize danışın.

Bu konuda diğer rehberler

Böbrek Hastalıkları: tümü