Yaşam Diyaliz Böbrek ve diyaliz rehberi
Böbrek Hastalıkları

Diyabetik Nefropati: Şeker Hastalığı Böbreği Nasıl Etkiler?

Diyabetik Nefropati: Şeker Hastalığı Böbreği Nasıl Etkiler?

Diyabetik nefropati, uzun süre yüksek seyreden kan şekerinin böbreklerin süzgeç birimlerine (glomerüllere) zarar vermesiyle gelişen kronik böbrek hastalığıdır. Diyabet, dünyada ve Türkiye’de diyalize girmenin en sık nedenidir. ABD Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü’ne (NIDDK) göre diyabetli her 3 yetişkinden yaklaşık 1’inde böbrek hastalığı vardır ve bu kişilerin çoğu belirti yaşamaz [1]. İyi haber şu: erken fark edildiğinde, bugün elimizdeki tedavilerle ilerleme belirgin biçimde yavaşlatılabilir.

Diyabetik nefropati nasıl gelişir?

Diyabetik nefropati, yıllar içinde yüksek kan şekeri ve yüksek tansiyonun böbrekteki küçük damarları ve süzgeç zarını yıpratmasıyla gelişir. Başlangıçta glomerüller aşırı çalışır, yani böbrek normalden fazla süzme yapar. Zamanla süzgeç zarı kalınlaşır ve geçirgenliği bozulur; kanda kalması gereken albümin adlı protein idrara kaçmaya başlar. Bu döneme albüminüri (idrarda albümin kaçağı) denir ve hastalığın en erken saptanabilen işaretidir.

Hasar ilerledikçe süzgeç birimleri sertleşir ve işlevini kaybeder; eGFR (tahmini glomerüler filtrasyon hızı) düşmeye başlar. Bu süreç çoğunlukla 10–20 yıla yayılır; ancak şeker ve tansiyon kontrolü kötüyse, sigara içiliyorsa ya da ailede böbrek hastalığı varsa daha hızlı ilerleyebilir. Tip 2 diyabette tanı konduğunda hastalık birkaç yıldır sessizce sürmüş olabileceği için böbrek hasarı tanı anında bile saptanabilir.

Riski artıran durumlar

  • Uzun süre yüksek seyreden HbA1c (son 2–3 ayın ortalama kan şekeri göstergesi).
  • Kontrol altında olmayan yüksek tansiyon.
  • Sigara kullanımı.
  • Fazla kilo ve hareketsizlik.
  • Ailede diyabetik böbrek hastalığı ya da diyaliz öyküsü.
  • Gözde diyabetik retinopati bulunması; göz ve böbrekteki küçük damar hasarı çoğu zaman birlikte ilerler.
Diyabetik Nefropati: Şeker Hastalığı Böbreği Nasıl Etkiler? – görsel 1

Diyabetik nefropatinin belirtileri nelerdir?

Diyabetik nefropati erken dönemde hiçbir belirti vermez; bu yüzden tanı ancak düzenli idrar ve kan testleriyle konabilir [1]. Belirtiler genellikle böbrek işlevi belirgin biçimde azaldığında ortaya çıkar: ayak bileklerinde ve gözkapaklarında şişlik, köpüklü idrar, tansiyonun yükselmesi ve ilaçlara rağmen düşmemesi, halsizlik, iştahsızlık, bulantı ve kaşıntı.

Diyabetli kişilere özgü bir işaret de kan şekerinin beklenmedik biçimde düşük seyretmeye başlamasıdır. Böbrek işlevi azaldığında insülin ve bazı şeker ilaçları vücuttan daha yavaş atılır; daha önce uygun olan doz hipoglisemiye (kan şekeri düşmesi) yol açabilir. Sık şeker düşmesi yaşıyorsanız bunu hekiminize mutlaka söyleyin; tedavinin böbrek işlevine göre yeniden düzenlenmesi gerekebilir.

Diyabetliler böbrek için hangi testleri, ne sıklıkla yaptırmalı?

Tip 2 diyabetlilerin tanı anından itibaren, tip 1 diyabetlilerin ise tanıdan 5 yıl sonra başlayarak en az yılda bir kez idrarda albümin/kreatinin oranı (ACR) ve kanda kreatininle hesaplanan eGFR ölçtürmesi önerilir [1]. Bu iki test birlikte hem böbrek hasarının erken işaretini hem de süzme kapasitesini gösterir. Hastalık saptanmışsa test sıklığı evreye göre yılda 2–4 kereye çıkabilir.

ACR testi için genellikle sabah ilk idrarından küçük bir örnek yeterlidir; 24 saatlik idrar toplamak çoğu zaman gerekmez. Ateş, idrar yolu enfeksiyonu, yoğun egzersiz ve adet dönemi sonucu geçici olarak yükseltebileceği için, yüksek çıkan bir değer 3–6 ay içinde tekrarlanır ve 3 örnekten en az 2’si yüksekse kalıcı albüminüri kabul edilir.

Albüminüri kategorisi (KDIGO) İdrar ACR (mg/g) İdrar ACR (mg/mmol) Anlamı
A1 30’un altı 3’ün altı Normal ya da hafif artış
A2 30–300 3–30 Orta düzeyde artış (eski adıyla mikroalbüminüri)
A3 300’ün üzeri 30’un üzeri Ciddi artış (eski adıyla makroalbüminüri)

KDIGO, kronik böbrek hastalığını hem eGFR evresine (G1–G5) hem de albüminüri kategorisine (A1–A3) göre birlikte sınıflandırır [2]. Örneğin eGFR’si 52 ve ACR’si 150 mg/g olan bir kişi “G3a A2” olarak tanımlanır. Albüminüri arttıkça, eGFR aynı olsa bile böbrek hastalığının ilerleme ve kalp-damar hastalığı riski yükselir; bu yüzden albümin kaçağını azaltmak tedavinin ana hedeflerinden biridir.

Diyabetik Nefropati: Şeker Hastalığı Böbreği Nasıl Etkiler? – görsel 2

Albüminüri neden bu kadar önemli?

Albüminüri, böbrek süzgecindeki hasarın en erken ve en güvenilir göstergesidir; ayrıca kalp krizi ve inme riskinin de habercisidir. Sağlıklı böbrek albümin gibi büyük proteinleri kanda tutar; süzgeç hasar gördüğünde albümin idrara geçer. Amerikan Ulusal Böbrek Vakfı (NKF), albüminürinin çoğu zaman hiçbir belirti vermediğini, ileri düzeyde ise köpüklü idrar ve el, ayak, yüz ve karın bölgesinde şişlikle kendini gösterebileceğini belirtir [3].

Albüminüriyi izlemenin pratik bir faydası da vardır: tedaviye yanıtın erken göstergesidir. ACE inhibitörü, ARB ya da SGLT2 inhibitörü başlandıktan birkaç ay sonra ACR değerinin düşmesi, böbreğin korunmaya başladığını düşündürür. Bu nedenle kontrollerde yalnızca kreatinin ve eGFR’ye değil, ACR değerinin zaman içindeki seyrine de bakmak gerekir. Sonuçlarınızı e-Nabız üzerinden bir tabloya yazmanız, değişimi hekiminizle birlikte izlemenizi kolaylaştırır.

Diyabetik nefropatinin ilerlemesi nasıl yavaşlatılır?

İlerlemeyi yavaşlatmanın temeli dört ayaklıdır: kan şekeri kontrolü, tansiyon kontrolü, böbreği koruyan ilaçlar ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları. KDIGO’nun 2022 tarihli “Kronik Böbrek Hastalığında Diyabet Yönetimi” kılavuzu bu yaklaşımı katmanlı bir tedavi planı olarak tanımlar [2].

Kan şekeri hedefi

HbA1c hedefi kişiye göre belirlenir; genel olarak %6,5 ile %8 arasında bireysel bir hedef seçilir. Genç, ek hastalığı az olan ve şeker düşmesi yaşamayan kişilerde daha sıkı, ileri yaşta, sık hipoglisemi yaşayan ya da ileri evre böbrek hastalığı olan kişilerde daha esnek hedefler tercih edilir. NIDDK’nin genel önerisi pek çok diyabetli için HbA1c’nin %7’nin altında tutulmasıdır [1]. Size uygun hedefi endokrinoloğunuz ya da dahiliye uzmanınız belirler.

Tansiyon kontrolü

Yüksek tansiyon böbrek hasarını hızlandırır. NIDDK, diyabetli kişilerin çoğu için tansiyonun 140/90 mmHg’nin altında olmasını hedef olarak gösterir; böbrek hastalığı olanlarda hekiminiz, tolere edilebiliyorsa daha düşük bir büyük tansiyon hedefi belirleyebilir [1]. Ev ölçümleri ve muayenehane ölçümleri birlikte değerlendirilir.

Böbreği koruyan ilaç grupları

Bugün diyabetik böbrek hastalığında ilerlemeyi yavaşlattığı büyük çalışmalarla gösterilmiş birkaç ilaç grubu vardır. Aşağıdaki bilgiler genel tanıtım amaçlıdır; hangi ilacın size uygun olduğu, dozu ve kullanım süresi hekiminizce belirlenir.

  • ACE inhibitörleri ve ARB’ler (anjiyotensin reseptör blokerleri): Tansiyonu düşürmenin yanında albümin kaçağını azaltır. Albüminürisi ve yüksek tansiyonu olan diyabetlilerde temel tedavidir. Başlangıçta kreatininde hafif bir yükselme ve potasyumda artış olabileceği için ilk haftalarda kan tahlili tekrarlanır.
  • SGLT2 inhibitörleri: Başlangıçta şeker ilacı olarak geliştirilen bu grup, böbrek hastalığının ilerlemesini ve kalp yetmezliği riskini azalttığı için KDIGO tarafından tip 2 diyabet ve kronik böbrek hastalığı olan pek çok kişide önerilir [2]. Genital bölgede mantar enfeksiyonu ve sıvı kaybı riski olabilir; kusma, ishal ya da yemek yiyememe gibi hastalık günlerinde geçici olarak bırakılması gerekebilir. Bu kararı kendi başınıza vermeden hekiminize danışın.
  • Steroid yapısında olmayan mineralokortikoid reseptör antagonistleri (ör. finerenon): Albüminürisi devam eden tip 2 diyabetlilerde ek koruma sağlayabilir; potasyum yüksekliği açısından izlenir.
  • GLP-1 reseptör agonistleri: Kan şekerini düşürür, kilo vermeye yardımcı olur ve kalp-damar riskini azaltır; şeker hedefine ulaşılamayan kişilerde tercih edilebilir.
  • Metformin: Tip 2 diyabette yaygın kullanılır; böbrek işlevi belli bir düzeyin altına indiğinde dozu azaltılır ya da kesilir. Bu nedenle eGFR’nizin düzenli izlenmesi önemlidir.

Böbrek işlevi azaldığında bazı şeker ilaçlarının dozunun değiştirilmesi, bazılarının ise tamamen bırakılması gerekir. Her kontrolde güncel eGFR değerinizi bilerek ilaç listenizi hekiminizle birlikte gözden geçirmeniz, hem hipoglisemiyi hem de ilaç birikimini önler.

Diyabetik böbrek hastalığında beslenme nasıl olmalı?

Diyabetik nefropatide beslenmenin amacı aynı anda hem kan şekerini hem de böbrek yükünü dengelemektir; tuzu azaltmak ve protein miktarını abartmamak bu dengenin anahtarıdır. KDIGO, diyaliz dışındaki diyabetli böbrek hastalarında günlük sodyumun 2 gramın altında (yaklaşık 5 gram tuz) tutulmasını ve proteinin vücut ağırlığının kilogramı başına günde yaklaşık 0,8 gram olmasını önerir [2]. Diyalize başlandığında protein ihtiyacı artar; bu dönemde öneriler değişir.

  • Beyaz ekmek ve pirinç yerine ölçülü miktarda bulgur, tam tahıllı ekmek ve yulaf tercih edin.
  • Kuru fasulye, nohut ve mercimek gibi baklagiller hem lif hem bitkisel protein sağlar; ancak ileri evrede potasyum ve fosfor içeriği nedeniyle miktarı diyetisyeninizle belirleyin.
  • Pekmez, bal, reçel, meyve suyu ve şerbetli tatlılar kan şekerini hızla yükseltir; bunları sınırlayın.
  • Turşu, salamura zeytin, beyaz peynir, sucuk ve hazır çorbalar yüksek tuz içerir.
  • Çay ve suyu şekersiz için; ayranın tuz içeriğine dikkat edin.

Evre 4–5’e ilerleyen hastalarda potasyum ve fosfor kısıtlaması da gündeme gelebilir. Bu kısıtlamalar herkes için aynı değildir; tahlillerinize göre nefroloğunuz ve diyetisyeniniz belirler. Gereksiz kısıtlamalar beslenme yetersizliğine yol açabileceği için internetten bulunan genel listeleri tek başına uygulamayın.

Günlük hayatta neler yapabilirsiniz?

Düzenli ilaç kullanımı ve kontrollerin yanında günlük alışkanlıklar, böbreğin korunmasında doğrudan etkilidir. Aşağıdaki adımlar çoğu kişi için uygulanabilir bir başlangıç noktasıdır:

  1. Kan şekerinizi hekiminizin önerdiği sıklıkla ölçün ve sonuçları not alın; sık düşük değerleri kontrolde paylaşın.
  2. Evde tansiyon ölçümü yapın; sabah ve akşam, ilaç almadan önce ve oturarak 5 dakika dinlendikten sonra ölçün.
  3. Haftada toplam en az 150 dakika orta tempolu fiziksel aktivite hedefleyin; günde 30 dakikalık yürüyüş iyi bir başlangıçtır.
  4. Sigarayı bırakın; Sağlık Bakanlığı’nın ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı ve sigara bırakma poliklinikleri ücretsiz destek sağlar.
  5. Ağrı kesicileri, özellikle NSAİİ grubu ilaçları (ibuprofen, naproksen, diklofenak gibi) hekime danışmadan düzenli kullanmayın.
  6. Kontrastlı tomografi ya da anjiyografi planlandığında böbrek hastası ve diyabetli olduğunuzu, kullandığınız ilaçları bildirin.
  7. Yılda en az bir kez göz dibi muayenesi ve ayak muayenesi yaptırın; diyabetin diğer küçük damar komplikasyonları böbrekle birlikte ilerleyebilir.

Diyabetik nefropati diyalize ilerler mi?

Her diyabetik nefropati diyalize ilerlemez; erken tanı ve iyi kontrol sayesinde pek çok kişi böbrek işlevini uzun yıllar korur. İlerleme riskini belirleyen başlıca etkenler albüminürinin düzeyi, eGFR’nin yıllık düşüş hızı, tansiyon ve şeker kontrolüdür. eGFR yılda 5 mL/dk/1,73 m²’den fazla düşüyorsa ya da albüminüri tedaviye rağmen artıyorsa, nefroloji takibi sıklaştırılır.

eGFR 30’un altına indiğinde, ileride gerekebilecek böbrek yerine koyma tedavileri hakkında bilgi almaya başlamak doğru olur. Hemodiyaliz, periton diyalizi ve böbrek nakli seçenekleri sakin bir dönemde, aileyle birlikte değerlendirildiğinde karar vermek kolaylaşır. Diyabetli hastalarda da böbrek nakli mümkündür; uygunluk kişinin genel sağlık durumuna göre değerlendirilir.

Hangi durumlarda hemen sağlık ekibine başvurmalısınız?

Ani nefes darlığı, göğüs ağrısı, belirgin çarpıntı, bilinç bulanıklığı, şiddetli kusma nedeniyle sıvı alamama ya da idrar miktarının belirgin azalması durumunda beklemeden 112’yi arayın ya da acil servise gidin. Kan şekerinin 70 mg/dL’nin altına düşüp şeker alınmasına rağmen düzelmemesi, terleme, titreme ve bilinç değişikliği de acil durumdur.

Daha az acil ama birkaç gün içinde hekime gitmenizi gerektiren durumlar şunlardır: yeni başlayan ya da artan bacak şişliği, kısa sürede 2 kilodan fazla kilo artışı, tansiyonun ilaçlarınıza rağmen sürekli yüksek seyretmesi, sık tekrarlayan şeker düşmeleri ve idrarda belirgin köpüklenme. Bu belirtiler tedavinizin yeniden düzenlenmesi gerektiğini gösterebilir.

Sık sorulan sorular

Diyabetik nefropati tamamen iyileşir mi?

Oluşmuş kalıcı hasar genellikle geri dönmez, ancak erken dönemde albümin kaçağı tedaviyle azalabilir ve hatta normale inebilir. Şeker ve tansiyon kontrolü ile böbreği koruyan ilaçlar ilerlemeyi uzun yıllar yavaşlatabilir.

Mikroalbüminüri ne demek?

İdrarda albümin/kreatinin oranının 30–300 mg/g arasında olmasıdır; güncel sınıflamada A2 kategorisi olarak adlandırılır. Böbrek hasarının en erken işaretidir ve kalp-damar hastalığı riskinin de göstergesidir.

SGLT2 ilaçları böbrek hastaları için güvenli mi?

Bu grup, tip 2 diyabet ve kronik böbrek hastalığı olan pek çok kişide böbreği koruduğu için önerilmektedir. Ancak uygunluk, başlama zamanı ve hastalık günlerinde ne yapılacağı hekiminizce belirlenir; ilacı kendi başınıza başlamayın ya da bırakmayın.

Şeker hastası böbrek hastaları meyve yiyebilir mi?

Çoğu kişi ölçülü miktarda meyve yiyebilir. Meyve suyu yerine bütün meyve tercih edilmeli, miktar öğünlere bölünmelidir. İleri evrede potasyum yüksekliği varsa hangi meyvelerin ne kadar yeneceğini diyetisyeniniz belirler.

Diyabetliler hangi ağrı kesicilerden kaçınmalı?

İbuprofen, naproksen ve diklofenak gibi NSAİİ grubu ağrı kesiciler böbreğe giden kan akımını azaltabilir; düzenli kullanımları önerilmez. Hangi ağrı kesicinin size uygun olduğunu hekiminize ya da eczacınıza danışın.

Kaynaklar

  1. NIDDK – Diabetic Kidney Diseasewww.niddk.nih.gov
  2. KDIGO 2022 Clinical Practice Guideline for Diabetes Management in CKDkdigo.org
  3. National Kidney Foundation – Albuminuriawww.kidney.org

Bu sayfa genel bilgi verir, tanı ve tedavi yerine geçmez. İlaç, diyet ve sıvı sınırlarınızı diyaliz ekibiniz belirler. İçeriklerimizi nasıl hazırladığımızı okuyun.

Bu sayfada hatalı ya da eskimiş bir bilgi mi gördünüz?

Kişisel sağlık bilgilerinizi ve tahlil sonuçlarınızı paylaşmayın. Bireysel tıbbi soruları yanıtlayamıyoruz; bunun için diyaliz ekibinize danışın.

Bu konuda diğer rehberler

Böbrek Hastalıkları: tümü